Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 26 (Parlak)

Aşağa gitmek

Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 26 (Parlak)

Mesaj tarafından ilaydædward Bir Cuma Tem. 23, 2010 9:02 pm

 
Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 26 (Parlak)

"Ben bundan Rene e’ye ne kadar bahsetmemiz gerektiğini bilmiyorum", Charlie dedi, dışarıya doğru tereddüt ederek. G erindi ve sonra midesi homurdandı. Başımı salladım. " Ben biliyorum, onu he y ecanlandırmayı istemiyorum. Onu korunması için bu daha iyi. Bu malzeme, ürkek biri için değildir." Onun dudakları, yalandan kenara y ukarıya kıvırdı. "Eğer nasıl olduğunu bilmiş olsaydım, seni daha fazla koru yabilirdim. Ama senin cesaretsiz kategorisinde asla krizin olmadığını tahmin ediyorum, sana sahip miyim?" Ben arkada gülümsedim, dişlerim boy unca parlayarak yanan bir nefese aldım. Charlie, dalgın bir şekilde midesine vurdu. "Ben, bir şeyi düşüneceğim. Bizim, bunu tartışması için zamanımız var, doğru mu?" "Doğru" ona söz verdim. Bazı yollardan uzun bir gün olmuştu, ve diğerleri için öyle kısa. Charlie, y emek için geç kalmıştı. — Clearwater o ve Billy için yemek pişiriyordu. Bu u ygunsuz bir akşam olacaktı, ama o en azından, y i y en gerçek y i y ecek olacaktı; Ben, birisinin, onun y eteneği pişirme eksikliği y üzünden açlıktan ölmekten onu kurtarmayı deniyor olduğu için hoşnuttum. Bütün gün gerilim, yavaşça geçişini yapmıştı; Charlie asla, omuzlarının sert takımını gevşetmemişti. Ama bırakmak için isteksiz olmuştu. İki oy unun tümünü izlemişti — Minnetle öyle onun, her fısıltıyla daha sivri uçlu ve daha az f utbol-ilgili olan Emmett'in fikir veren şakalarından tamamen bihaber olduğu düşünceleri onu içine çekti — ve daha sonra oy un yorumları, ve sonra haberler, Seth'e kadar hareket etmemek, ona zamanı hatırlatmamıştı. “Billy'yi ve annemi kaldırabilir misin, Charlie? Hadi Bella ve N essie yarın burada olacaklar. Yiyecek bir şe yler hazırlayalım, ne dersin? “ Seth'in değerlendirmesine güvenmemiş olduğu Charlie'nin gözlerinde açık bir şekilde belli olmuştu, ama dışarı yolu götürmesi için Seth'e izin vermişti. Şüphe hala onun şimdi durakladığı gibi oradaydı. G itmiş olan yağmurdan sonra bulutlar, inceliyordu. Doğmasının vakti geldiğinde, güneş belki bir kez daha görünürdü. " jake diyor ki siz çocuklar benden uzağa gidecekmişsiniz." diye bana mırıldandı. "başka bir yolu olsa bunu yapmak istemezdim.hala burda olmamızın sebebi bu." "O, senin bir süre için kalabildiğini dedi, ama sadece ben y eteri kadar sertsem ve eğer ben ağzımı kapalı tutabilirsem." "Evet... Ama ben, bizim asla bırakmayacak olduğumuza söz veremem, baba. O hayli, güçleştirdi..." "Bilme ye ihtiyacım var" bana hatırlattı. "Doğru " " Eğer sen, gitmek zorundaysan buna rağmen ziyaret edecek misin ?" “Şimdi y eterince biliyorsun. Bence bu işe yarayacak. Senin istediğin kadar yakı n tutacağım.” Yarım saniye boy unca dudağında çiğnedi, sonra yavaşça bana doğru kollarıyla dikkatli bir şekilde eğildi. Renesme e'yi sol koluma kaydırdım — şimdi u y uklu yordu— dişlerimi kilitledim, nefesimi tuttum ve onun ılık, kolumu yumuşak beline doğru çok hafifçe etrafında sardım. "Yakın dur, Bells." diye mırıldandı. "Çok yakın." "Seni seviyorum, baba" ben benim dişlerim boy unca fısıldadım. O titredi ve kurtuldu. Ben kolumu düşürdüm. “Seni de seviyorum, çocuk. N e değişmiş olursa olsun, bu değişmedi." Bir parmağıyla Renesme e'nin pembe yanağına dokundu. "Kesinlikle sana çok benziyor." Herhangi bir şeyi hissetmeme rağmen Tesadü f en ifademi tuttum "Bence daha çok Edward’a benziyor" Tereddüt ettim, ve sonra ekledim, "O senin buklelerine sahip". Charlie başladı sonra öfke yle homurdandı."Huh. Sanırım öyle. huh. Bü y ükbaba. Kafasını şüphe yle salladı. “Onu kucağıma alabilecek miyim?” Ben, şokla gözlerimi kırptım ve sonra kendimi toparladım. Yarım saniye ve yargılayan Renesme e'nin görünüşü için düşünmekten sonra — Rene esme tamamen dışarı baktı — ben de bugün bir şe ylerin o kadar iyi gidiyor olduğundan beri beni sınıra şansımın itebildiğimi kararlaştırdım... "Burada" dedim. Tutması için ona verirken. O otomatik olarak, kollarıyla becerizsizce bir beşik yaptı, ve ben ona Renesme e'yi soktum. Derisi, onunki kadar tamamen sıcak değildi, ama o dokunduğunda ince zarın altında akıyor olan sıcaklığı hissetmek boğazımı gıdıkladı. Be yaz cildimin ona sürtündüğü y erde tü yleri ürperdi. Bu y eni vucut ısıma verdiği tepki miydi emin değilim, belki de tamamen psikolojikti Charlie onun ağırlığını hissettiği gibi sessizce homurdandı. "O... Kuvvetli." Ben kaşlarımı çattım. Bana tüy gibi hafif geliyordu. Belki de benim ölçüm kötü ydü. "Kuvvetli, iyidir" Charlie dedi, benim ifademi görerek. O sonra, kendine söylendi, "O, bütün bu çılgınlık ile sarılıyken dayanıklı olmaya ihtiyaç du yacak". Nazikçe onu kollarında zıplattı, kenardan kenara biraz salladı. "Benim şimdiye kadar gördüğüm en sevimli bebek, sen de dahil. Üzgünüm, ama bu doğru." "Biliyorum." "G üzel bebek" dedi tekrar bu sefer güvercin ötüşüne benzer şekilde onun y üzünde görebiliyordum- Orda yayıldığını görebiliyordum. Charlie bizim geri kalanımız gibi onun sihrine karşı çaresizdi. İki saniye onun kollarındaydı ve Reneesme şimdiden ona sahip oldu. "Ben, yarın dönebilir miyim"? "Kesinlikle baba. Tabii. Biz, burada olacağız." "Sen daha iyisi, olmalıydın" sertçe dedi, ama y üzü, yumuşaktı ve hala Renesmee'ye sabitçe bakıyordu. "Yarın görüşürüz, N essie” "Sen değil !" "Hı?" "Onun ismi Renesme e. Aynı Rene e ve Esme gibi, bir araya getir. Değişme yok." Bu sefer derin nefes almadan kendimi sakinleştirme ye çabaladım. "Sen, onun ikinci adını du ymayı ister misin"? "Kesinlikle". "Carlie. C ile. Charlie ve carlisile'ı bir araya getirmişsin gibi." Charlie'nin gözleri kırışırken, y üzü bir sırıtmayla aydınlandı ve beni kötü olmaktan korudu. "Teşekkürler, Bells ". "teşekkürler baba. Birçok şe y çok hızlı değişti. Başımın dönmesi durmadı şu an sen olmasaydın. G erçeğe nasıl bağlı - bağlı kalırdım bilmiyorum. Ona benim bağlılığımın kime olduğunu söylemek üzere ydim. Ama bu ihtiyacı olandan fazlasıydı. Bu muhtemelen onun, ihtiyaç du yduğundan daha çoktu. Charlie'nin midesi, homurdandı. "G it, y e, baba. Biz burada olacağız." Nasıl bir his olduğunu hatırladım-bu daldığım hayaller içinde ilk rahatsız edici olanıydı- güneş ışınları y ükselirken herşeyin kaybolduğunu hissettim. Charlie başını salladı ve sonra gönülsüzce Renesme e'yi bana verdi. Sonra benim ardımdan eve göz attı; bü y ük parlak odanın etrafına dikkatlice bakarken gözleri bir dakika için vahşi bölgede ydi Herkes hala oradaydı, benim, mutfakta buzdolabına baskın yaptığını du yabildiğim Jacop'tan başka; Alice, kucağında Jasper’ın başıyla merdivenin alttaki basamak tembelce uzanıyordu; Carlisle kucağındaki kalın kitaba doğru eğilmişti; Esme kendince mırıldanıyordu bir notepadda taslak çiziyor, Rosalie ve Emmett, merdivenin altında anıtsal bir kağıttan ev için kuruluşu planlarken; Edward piyanosuna sürüklenmişti ve çok y umuşakça çalıyordu. G ünün bittiğine dair hiç kanıt yoktu, y emek zamanı yada akşam için hazırlanan etkinlik değişikliği olabilirdi. Anlaşılmayan bazı şe yler atmosferi değiştirebilirdi. C ullenlar genellikle bunu yapmakta zorlanmıyorlardı -insanca saçmalıkları –ihtiyaçları- görmezden geliyorlardı, bu Charlie nin farklı hissetmesi için y eterliydi. Hissedilir bir şe y, atmosferde değişmişti. C ullenlar genellikle, yaptığı gibi öyle sert denemiyordu — insan saçmalığı, çok u fakça kaymıştı, Charlie için farkı hissetmek için y eteri kadar.- O, titredi, onun başını salladı ve iç çekti. "Yarın seni görürüm, Bella" “Düşünü yorumda aslında fena gözükmü yorsun....iyi. Buna alışabilirim” Onun uzaklaşmasını izledim lastik izlerini çevre yolunda du yana kadar yaptığımı farketmedim. Aslında Charliyi incitmeden tüm günü geçirebildim. Hemde tek başıma Ben, bir süper güce sahip olmalıyım! Bu, doğru olmak için fazla iyi göründü. Ben gerçekten, hem benim y eni ailem hem de benim yaşlı ek olarak bir kısmına sahip olabilir miydim? Ve ben, dün beden eğitimi olmuş olanı düşünmüştüm. "Vay" diye fısıldadım. Gözlerimi kırptım ve kontak lenslerin üçüncü takımının, parçalandığını hissettim. Piyanonun sesi kesildi ve Edward'ın kolları benim belimin etrafındaydı, çenesini benim omzuma dayadı. "Ağzımdan doğru sözcüğü aldın". "Edward ben yaptım!" "Sen, yaptın. Sen, inanılmazdın. Herkes, o rahat edemezdi. "Sen, yaptın. Sen, inanılmazdın. Herkes y enidoğmuş bir vampir olmandan endişeleniyordu ve sonra sen onu tamamıyla atlattın.”(Bu cümle yi ancak böyle cevirebildim açıkçası ben de pek anlayamadan çevirdim All that worrying over being a newborn, and then you skip it altogether.bu cümle ydi iste y en cevirebilir) O sakince güldü. Emmett aşağı kattan "Bırak y enidoğmuş bir vampir olmayı, ben onun vampir olduğundan bile emin değilim." diye seslendi. "Çok evcil." Babamın önünde yaptığı bütün o utandırıcı yorumlar( Not: Emmett, Edward ile Bella’nın cinsel hayatıyla ilgili bayağı çok konuşuyor.) kulaklarımda tekrar çınladı. O sırada kucağımda Renesme é’in oluşu iyi bir şe ydi. Kendimi tam olarak engelle y emeyip ona hırladım. "Uu u u u, korkunç!" diyerek kahkaha attı. Tısladım ve Renesme é kollarımda kıpırdandı. Birkaç kere gözlerini kırpıştırıp etrafına bakındı. Yüz ifadesi karışıktı. Burnunu çekti ve y üzüme uzandı. "Charlie yarın tekrar gelecek" diye garanti verdim. Emmett "Mükemmel!" dedi. Rosalie de bu sefer onunla birlikte güldü. "Mükemmel değil Emmett." dedi Edward küçümse y erek. Renesme é’i kollarımdan aldı. Duraksayınca bana göz kırptı ve ben de biraz şaşkınlıkla onu verdim. "Ne demek istiyorsun?" diye sordu Emmett. "Sence de evdeki en güçlü vampiri kışkırtmak biraz kalın kafalılık değil mi?" Emmett kafasını geriye atıp homurdandı. "Lütfen!" "Bella," Edward, Emmett bizi dinlerken mırıldandı, "Birkaç ay önce, senden ölümsüz olduğunda yapmak üzere istediğim iyiliği hatırladın mı?" İnsan olduğum zamanki bulanık diyaloglarımızı gözden geçirdim. Biraz sonra hatırladım ve nefesim kesilerek yanıtladım. "Aa!" Alice çınlayan, uzun bir kahkaha attı. Jacob köşeden ağzı y emekle dolu halde kafasını kaldırdı. "N e?" diye sızlandı Emmett. "G erçekten?" diye sordum Edward’a. "Bana güven." dedi. Derin bir nefes aldım. "Emmett, küçük bir iddiaya ne dersin?" Bir anda ayağa kalktı. "Muazzam. Söyle." Bir saniyeliğine dudağımı ısırdım. Çok iriydi. "Tabii çok korkmu yorsan…?" "Sen. Ben. Bilek güreşi. Yemek masasında. Şimdi." Emmett’ın sırıtışı genişledi. "Ee… Bella" dedi Alice çabucak. "Esme o masayı çok seviyor. Bir antika." Esme dudak hareketleriyle yanıtladı. "Teşekkürler." "Problem değil." dedi Emmett parıldayan bir gülümseme yle. "Buradan Bella." Onu takip ettim. Diğerlerinin arkamızdan geldiğini du yabiliyordum. N ehrin yanındaki kayaların yanında bü y ük, aşınmış bir granit kaya vardı. Biraz y uvarlak olsa da, iş görürdü. Emmett dirseğini kayaya koydu ve bana el salladı. Kolundaki kalın kasları izlerken tekrar gerildim; ama y üzümü ifadesiz tuttum. Edward bir süre herkesten güçlü olacağımın garantisini vermişti. G üçlü hissediyordum. Peki o kadar güçlü mü? diye merak ettim Emmett’in kaslarına bakarken. İki günlük bile değildim, hakkımda hiçbir şe y normal değildi. Belki de normal bir y enidoğmuş vampir kadar güçlü değildim. Belki de bu y üzden kendimi bu kadar kolay kontrol edebiliyordum. Dirseğimi kayaya koyarken, endişsiz gözükme y e çalıştım. "Evet Emmett. Ben kazanırsam, cinsel hayatım hakkında kimse y e tek kelime bile etme y eceksin, Rose’a bile. N e laf dokundurma, ne kinaye – hiçbir şe y." Gözlerini kıstı. "Anlaştık. Ben kazanırsam çok daha kötüleşecek." N e f es almayı bıraktığımı du ydu ve kötü bir şekilde sırıttı. Gözlerinde blöf yaptığına dair hiçbir işaret yoktu. "Bu kadar çabuk mu geri çekileceksin küçük kız kardeşim?" diyerek alay etti. "Pek vahşi değilsin değil mi? İddiasına varım ki evinizde tek bir çizik bile yoktur." G üldü. "Edward sana Rose ile benim kaç ev mahvettiğimizi söyledi mi?" Dişlerimi gıcırdattım ve elini kavradım. "Bir, iki-" "Üç" dedi ve elimi itti. Hiçbir şe y olmadı. Sarfettiği kuvveti hissedebiliyordum. Yeni zihnim böyle hesaplamalarda bayağı iyiydi; eğer bir dirençle karşılaşmış olmasaydı elli hiç zorluk çekmeden benimkini taşa vururdu. Baskı bü y üdü ve bir çimento kamyonunun saatte 40 mille giderken buna yakın bir kuvvet u ygulayıp u ygulamadığını merak ettim. Saatte 50 mil? 60? Muhtemelen daha çok. Bu beni hareket ettirme ye y eterli değildi. Eli benim elime ezici bir kuvvet u yguladı; ama rahatsız edici değildi. Garip bir şekilde iyi hissettirdi. Uyandığımdan beri etrafımdaki şe yleri kırmamak için çok dikkatliydim. Kaslarımı kullanıp, gücü engellemek için boğuşacağıma serbest bırakmak ilginç bir rahatlıktı. Emmett, alnı buruş buruş, homurdandı. Kollarımdaki deli gücün tadını çıkarırken, terlemesine izin verdim. Birkaç saniye sonra bundan sıkılınca, kasıldım ve Emmett bir inç kaybetti. Kahkaha attım. Emmett dişlerinin arasından sertçe homurdandı. “Ç eneni kapalı tut,” diye hatırlatıp elini kayaya yapıştırdım. Bir çatırtı ağaçların arasında yankılandı. Kaya titredi ve bir parça kopup, Emmett’in ayağaına düştü. Kendimi kıs kıs gülmekten alıkoyamadım. Jacob’ın ve Edward’ın gizliden gizliye güldüğünü du yabiliyordum. Emmett kayayı nehire doğru tekmeledi. "Rövanş. Yarın!" "G ücüm bu kadar çabuk azalmayacak." dedim. "Belki de bir ay vermelisin." Emmett homurdandı. "Yarın!" "He y, seni ne mutlu edecekse abi." Emmett giderken graniti yumrukladı ve bir kısmı kırık parçalar ve tozlara ayrılıp parçalandı. Çocukça bir şekilde, bu hoştu. Tanıdığım en güçlü vampirden daha güçlü olduğumun kanıtlanmasıtyla bü y ülenmiş halde, parmaklarımla kayayı ezme y e başladım. Bana sert pe yniri hatırlattı. İşim bittiğinde kalan şe y kumdu. "Harika." diye mırıldandım. Suratımde genişle y en bir gülümseme yle, kayaya elimin kenarıyla karate-vuruşu yaptım. Taş titredi ve ikiye ayrıldı. Kıkırdamaya başladım. Arkamdaki gülüşlere pek aldırmadan kayanın kalanını y umrukladım, tekmeledim. Çok eğleniyordum ve kıs kıs gülü yordum. Derken y eni bir kıkırdama du ydum ve zevzek oy unumdan döndüm. "G üldü mü?" Herkes Renesme é’e şaşkınlıkla bakıyordu, tıpkı benim gibi. "Evet." diye yanıtladı Edward. Jacob gözlerini devirerek "Kim gülmü yordu ki?" diye mırıldandı. "İlk koştuğunda senin de böyle olmadığını söyle, köpek." diyerek sataştı Edward, sesinde kin olmadan. "Bu farklı." dedi Jacob ve onun Edward’ın omzunu eğlenerek y umrukladığını şaşkınlıkla se yrettim. "Bella’nın artık y etişkin olması gerekli. Evli ve bir anne. Biraz daha saygınlık olması gerekmez mi?" Renesme e somurtarak Edward’ın y üzüne dokundu. "Ne istiyor?" diye sordum. "Daha az saygınlık" diye yanıtladı Edward sırıtarak. Ben, komik miyim"? Renesme e'y e sordum, aynı zamanda bana uzandığından dolayı y eniden ileri atıldı. Edward'ın kollarından onu dışarı aldım ve ona elimde ki kayanın kırık parçasını teklif ettim. "Sen, denemeyi ister misin?" Parlak gülümsemesiyle gülümsedi ve taşı her iki elde aldı. Sıktı, konsantre olurken kaşlarının arasında küçük bir şekil oluştu. Küçücük öğüten bir ses ve biraz toz vardı. Kaşlarını çattı ve bana iri parçayı erteledi. Ben onu alırım " dedim, taşı kuma çevirirken. O alkışladı, ve güldü; Onun lezzetli sesi,hepimizin katılmamızı sağladı. G üneş aniden bulutların arasından parladı, yakut ve altın rengi ışığı onumuzun birden üzerinden geçti, ve ben de tenimin güzelliğini güneş ışığının altında hemencecik kaybetmiştim. Gözlerim kamaşmıştı. Renesme elmas parlak y üze yde pürüzsüz bir şekilde duru yordu, sonra kollarını benim yanıma doğru serdi. Sadece teninin parlaklığı solmuştu, zor ve gizemli. Hiçbir şe y güneşli bir günde onu dışarı çıkmaktan alıkoyamazdı, ki benim gibi parlayan bir teni olmadığına göre. Yüzüme dokundu, aramızdaki farkı düşündü ve kendisini kötü hissetti. “Sen en sevimlisin” diye güven verdim. “Emin değilim ikna edebilirim.” dedi Edward ve ne zaman ona soru yöneltsem, suratı güneş ışığında sersemliyordu Jacop'un, onun y üzünün önünde onun eli vardı, parıltıdan onun gözlerini korur gibi yaparak "Freaky Bella" diye yorum yaptı. "Ne kadar şaşırtıcı bir yaratılış onun sahip olduğu" hemen hemen kararlı bir şekilde Edward mırıldandı. Jacop'un yorumu kompliman anlamında idi. O hem Renesme e’ye hayrandı hem de ondan gözleri kamaşıyordu. Garip bir histi — şaşırtıcı değildi,şuandan beri herşey garip hissettiriyordu— Bu varoluşta bu doğal bir şe ydi. Bir insan olarak asla herhangi bir şe yde en iyi olmamıştım. Önceden iyi olmak için uğraşmaktaydım, ama muhtemelen bir sürü insanlar, daha iyide yapmış olabilirdi; ama,problem bir sürü insanın phil ona benzediğini itiraf etti.ben iyi bir öğrenciydim.ama asla sınıfın zirvesinde olmadım.açıkça,ben herhangi bir şe yden dolayı atetik sayılabilirdim.sanatsal ve müzikal . Şimdiye kadar hiç kimse kitapları okuduğu için bir ödül vermedi. Vasatılığın 18 yılından sonra ben orta seviyede olmaya hayli alışıktım. Uzun zaman önce herhangi bir alanda parlamak isteğimi düşününce vazgeçmiş olduğumu fark ettim. Ben sadece sahip olabileceğimin en iyisine sahip olduğumu hatırladım. Benim dünyama asla tamamen u yamadık. Bundan dolayı bu şe y gerçekten farklıydı. Ben şimdi şaşırıyordum -onlara ve kendime Bu benim vampir olmak için doğmuş olmuş olduğum gibiydi. Bu fikir bende gülme isteği u yandırdı, ama aynı zamanda şarkı söylemek de istemiştim. benim içi n dünyada en doğru y er benim parladığım yerdi
avatar
ilaydædward
İnsan
İnsan

Mesaj Sayısı : 214
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 13/07/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz