Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 35 (Son Mühlet)

Aşağa gitmek

Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 35 (Son Mühlet)

Mesaj tarafından Admin Bir Cuma Tem. 23, 2010 5:56 pm

35.Son Mühlet
’Halledebilir misin?’’diye sordu Edward.ilgisiz bir ses tonuyla.
Duruşunda mecburi bir sakinlik vardı. Renesmee’yi göğsünde daha sıkı
kavradı.

‘’Evet.Birkaç son dakika işi...’’ kaçamak cevap verdim.

En sevdiğim gülümsemesiyle ‘’Bana çabuk dön.’’ dedi.

‘’Her zaman.’’

Yine Volvo’sunu aldım,son gidiş gelişimden sonra kilometre sayacını
okuyup okumadığını merak ediyordum.Onunkiyle toplanınca kaç etmişti?Bir
sırrım vardı,kesinlikle.Ona bu sırrımı neden vermediğimi anlayabilir
miydi?Aro’nun onun bildiği herşeyi bilebilecek olmasıyla ilgili olduğunu
tahmin etmiş miydi?Edward’ın bu karara varabileceğini,hangi sebeplerden
benden bir açıklama beklemediğini düşündüm.Sanırım bunun hakkında çok
fazla düşünmüyor, davranışlarımı zihninden uzak tutmaya çalışıyordu.Bunu
Alice’in gittiği günün sabahındaki acayip davranışlarımla,kitabımı
yakarken de yapmış mıydı?Eğer bilebilseydi atılır mıydı bilmiyordum.

Kasvetli bir öğleden sonraydı,gün batımındaki kadar karanlıktı.Sıkıntı
yüzünden süratliydim,gözlerim büyük bulutlardaydı.Bu gece kar yağar
mıydı?Alice’in gördüğü sahnedeki gibi bir arka plan yaratır mıydı?Edward
daha iki günümüz olduğunu tahmin ediyordu.Böylece biz de seçilmiş
alanımızı temizleyip,çizerek Volturi’ye hazırlayabilirdik.

Kararan ormanın başına geldiğimde,Seattle’a son gezimi düşündüm.Alice’in
beni J. Jenks’in yıkık dökük yerine karanlık bir müşteri gibi
göndermekteki amacını bildiğimi sanıyorum. Eğer onun daha makul diğer
ofislerinden birine gitseydim sormak istediklerimin cevabını
öğrenebilecek miydim?Jason Jenks veya Jason Scott ,kanunen
avukat,yasadışı belge satıcısıyla tanışıp onu keşfedebilecek miydim?İyi
olduğunu düşündüğüm ve temizlediğim yönde devam etmeliydim. Çıkış buydu.

Bir çok restorana yakın olan parka arabayı çektiğimde hava
karanlıktı,girişteki sabırsız valeleri görmezden geldim.Lenslerimi
taktım ve J’yi içerde beklemek için restorana girdim.Bu bunaltıcı
mecburiyetimi yerine getirip aileme dönmek için acele etmeme rağmen,J bu
kusursuz pis işlerde oldukça dikkatli görünüyordu;otoparkta onun
hislerini incitebilecek bir el değiştirme olabileceğini hissediyordum.

Kürsüdeki adama Jenks ismini verdim,ve şef garson bana merdivenlerin
yolunu göstererek ateşi yanan taş şömineli küçük özel odaya
çıkardı.Alice’in fikri dolayısıyla kimliğimi maskelemek için uygun
kıyafet olarak giydiğim eskitilmiş uzun deri pardesümü aldı ve tenime
yapışmış saten kokteyl elbisesine bakarken nefesi kesilir gibi
oldu.Bunun gururumu okşamasını önemsemedim;hala herkese Edward’ın
geldiğinden daha fazla güzel gelmeye alışamamıştım.Şef yarı kurgulu
iltifatlar geveledi ve kararsızca odadan çıktı.

Ateşin başında durarak bekledim,parmaklarımı kaçınılmaz el sıkışmaya
hazırlamak için ateşe doğru yanaştırıp ısıttım. Bu J’in Cullenlarla
tanışıyor olmasından ötürü açıkça fark edeceği bir şey değildi,ama bu
hala iyi bir pratik için uygun bir davranıştı.

Yarım saniye için,elimi ateşe sokmak nasıl bir his olurdu diye
düşündüm.Ben yanarken nasıl hissedeceğimi görmek gibi olurdu...

J’in girişi bu hastalıklı halimi böldü.Şef onun da paltosunu aldı,ve bu
toplantı için giyinip kuşanmış tek kişinin ben olmadığı ortaya çıktı.

‘’Üzgünüm geciktim.’’ dedi J yalnız kaldığımızda.

‘’Hayır,kesinlikle tam zamanında.’’

Elinin dışını tuttu ve el sıkıştığımızda onun parmakları fark edilir
şekilde benimkinden daha sıcaktı. Bu canını sıkmış gibi görünmüyordu.

‘’Nefes kesici görünüyorsunuz,cüretimi bağışlayın,Bayan Cullen.’’

‘’Teşekkürler J. Lütfen bana Bella de.’’

‘’Söylemeliyim ki,sizinle çalışmak Bay Jasper’la çalışmaktan daha farklı
bir deneyimdi.Daha az...Tedirgin edici.’’ Çekindence gülümsedi.

‘’Sahi mi? Ben Jasper’ın hep sakinleştirici bir tavrı olduğunu
düşünmüşümdür.’’

Gözleri kısıldı. ‘’Öyle mi?’’.Bana katılmazcasına kendince
mırıldandı.Çok acayip.Jasper bu adama ne yapmıştı?

‘’Jasper’ı uzun zamandır mı tanıyorsunuz?’’

İçini çekti,huzursuz görünüyordu. ‘’Yirmi yıldan uzun bir süredir Bay
Jasper’la çalışıyorum. Ve eski ortağım onu bundan elli yıl öncesinde de
tanıyordu...O,hiç değişmemiş.’’ Tedirgince kıpırdandı.

‘’Evet, Jasper’ın türünün böyle eğlenceli yönleri var.’’

J, kendisini endişelendiren düşüncelerini kovmak istermiş gibi başını
salladı. ‘’Oturmaz mısınız,Bella?’’

‘’Aslına bakarsanız,biraz acelem var. Eve gitmek için uzun süre araç
kullanmam gerekecek.’’ Konuşurken çantamdan ona getirdiğim beyaz,kalın
zarfı çıkardım ve ona uzattım.

‘’Oh,’’ dedi,sesinde ufak bir hayal kırıklığı yakaladım. İçindeki
miktarı kontrol etmeyi düşünmeden zarfı ceketinin iç cebine sıkıştırdı.
‘’Belki biraz konuşabiliriz diye umuyordum.’’

‘’Ne konuda?’’ Merak ediyordum.

‘’Şey,öncelikle size ait belgeleri vereyim. Memnun olacağınızdan emin
olmak istiyorum. ‘’

Döndü,masaya koyduğu evrak çantasını aldı ve kilitlerini açtı. Yasal
ölçülereki bir kağıt zarf çıkardı.

Neye bakacağıma dair bir fikrim olmamasına rağmen zarfı açtım ve düzenli
görünen evraklara bir göz attım. J,Jacob’ın fotoğrafını
değiştirmiş,tonlamasıyla oynamıştı.Bu o kadar belli olmuyordu.Aynı
fotoğraftan sürücü belgesi ve pasaportta da vardı.İkisi de bence
mükemmel görünüyordu.ama bu işlerden pek anlamıyordum. Bir saniye için
Vanessa Wolfe’un pasaportundaki fotoğraf kısmına baktım,sonra hemen
başımı çevirdim,boğazımda bir yumru vardı sanki.

‘’Teşekkür ederim’’ dedim.

Gözlerini hafifçe kıstı,ve ben onun bu pek dikkatli olmayan kontrolümden
dolayı hayal kırıklığına uğradığını düşündüm. ‘’Sizi temin ederim ki
her bir parça mükemmel oldu.En ayrıntılı uzman incelemelerinden dahi
geçebilirler.’’

‘’Öyle olduğuna eminim.Yaptıklarından ötürü sana minnettarım J.’’

‘’Benim için bir zevkti Bella. Gelecekte Cullen ailesinin herhangi bir
ihtiyacı olursa bana gelmekten çekinmeyin.’’ Aslında pek fazla ipucu
vermiyordu,ama sesi sanki Jasper’la ilgili bir bağlantımı bulmak için
bir davet gibiydi.

‘’Konuşmak istediğin bir şey mi var?’’

‘’Ee,evet.Biraz hassas bir...’’ Soru sorar gibi bir jestle taş şömineye
bir göz attı. Taşın bir ucuna oturdum,o da bana yakın bir yere
oturdu.Alnından ter akıyordu,cebinden ipek bir mendil çekti ve silmeye
başladı.

‘’Siz Bay Jasper’ın eşinin kız kardeşi misiniz? Ya da onun erkek
kardeşiyle mi evlisiniz?’’ diye sordu.

‘’Erkek kardeşiyle evliyim.’’ diye aydınlattım onu,bu konunun nereye
gideceğini merak ediyordum.

‘’Öyleyse,Bay Edward’ın eşi olmalısınız.Değil mi?’’

‘’Evet.’’

Özür diliyormuş gibi gülümsedi. ‘’Anlayacağınız üzere,onların isimlerini
bugüne dek bir çok kez gördüm. Sizi tebrik etmekte geç kalmışım. Bay
Edward’ın bunca zamandan sonra kendisine sevgili bir eş bulmasına
sevindim.’’

‘’Çok teşekkürler.’’

Duraksadı,terini sildi. ‘’Bunca yıldan sonra,Bay Jasper ve tüm ailesine
nasıl büyük bir saygı duyduğumu tahmin edebilirsiniz. ‘’

Dikkatlice başımı salladım.

Derin bir nefes aldı ve konuşmadan nefesini verdi.

‘’J lütfen ne söylemek istiyorsan söyle.’’

Derin bir nefes daha aldı ve ardından çabucak mırıldandı,kelimeler
ağzında yuvarlandı.

‘’Eğer bana bu küçük kız çocuğunu babasından kaçırmadığını
söyleyebilirseniz,bu gece rahat bir uyku uyuyacağım.’’

‘’Oh!’’ dedim şaşkınlıkla. Kafasında çizdiği yanlış hükmü anlamam bir
dakikamı aldı. ‘’Oh hayır.Aslında hiç sandığınız gibi değil.’’Zayıfça
gülümsedim,ona güven vermeyi denedim. ‘’Sadece eğer bana veya eşime bir
şey olursa diye ona güvenli bir yer temin etmeye çalışıyorum.’’

Gözleri kısıldı. ‘’Size bir şey olmasını mı bekliyorsunuz?’’.
Kızardı,ardından özür diledi. ‘’Aslında bu beni hiç ilgilendirmez.’’

Kırmızı kanın heyecandan yanaklarına hücum etmesini izledim-bir zamanlar
bana da olduğu gibi-,ben bir yenidoğan olmadan önceki gibi. J yeterince
iyi bir adam gibi görünüyordu,yaptığı yasadışı işler bir yana
bırakılırsa,ve onu öldürmek bir utanç olurdu.

‘’Asla bilemezsin.’’ İç çektim.

Somurttu.‘’Öyleyse,sanırım size iyi şanslar dilemeliyim.Ve lütfen beni
yok saymayın,samimiyetle söylüyorum,ama... Eğer Bay Jasper bana gelip bu
belgeleri verdiğim isimleri sorarsa...’’

‘’Tabi ki ona hemen söylemelisiniz. Jasper’ın sizinle olan bu işlerimizi
tamamen öğrenmesi kadar beni mutlu edecek bir şey yok.’’

Bu şeffaflığım ve dürüstlüğüm onun gerginliğini biraz azaltmış gibi
görünüyordu.

‘’Çok iyi,’’ dedi. ‘’Ve sanırım sizi yemeğe kalmanız için ikna edemem?’’

‘’Üzgünüm J. Çok kısa vaktim var.’’

‘’Öyleyse tekrar,en iyi dileklerimin sizin sağlığınız ve mutluluğunuz
için olduğunu söylemeliyim.Cullen ailesinin ihtiyaç duyduğu herhangi bir
şey için beni aramaktan lütfen çekinmeyin,Bella.’’

‘’Teşekkürler J.’’

Kaçakçımı bırakıp giderken,bir göz attığımda J’in arkamdan baktığını
gördüm,duruşunda bir endişe ve kaygı karışımı göze çarpıyordu.

Dönüş yolculuğu daha kısa zamanımı aldı.Gece karanlıktı,ben de farlardı
kapadım ve gaza yüklendim.Eve döndüğümde arabaların çoğu,Alice’in
Porsche’u ve benim Ferrari’m dahil,yerlerinde yoklardı. Geleneksel
vampirler ihtiyaçlarını giderip doymak amacıyla mümkün olduğunca uzağa
gitmiş olmalılardı. Onların gece avlandığını,onlara yalvaran kurbanların
resimlerini düşünmemeye çalıştım.

Ön odada sadece Kate ve Garrett vardı,şakayla karışık hayvan kanının
besin değeri hakkında tartışıyorlardı.Garrett’ın bir vejeteryan tarzı
avlanma gezisine çıktığını ve bundan memnun kalmadığını anladım.

Edward Renesmee’yi uyuması için eve götürmüş olmalıydı.Jacob,şüphesiz
ki,ormanın içinde küçük evimize yakın bir yerlerdeydi.Ailem yeterince
iyi avlanmış olmalıydı.Belki Denalililerle birlikte dışardalardı.

Basitçe hangi eve gideceğimi düşündüm,avantajı çabucak ele almıştım.

Alice’in ve Jasper’ın odasına girdiğimde onların kokusunu alabildim,bunu
uzun zamandır yapmıyordum,bu gittikleri geceden beri ilkti.Dolapları
sessizce kokladım,sağ tarafta sıralanmış çantaları bulana dek.Bu
Alice’in olmalıydı;siyah deriden küçük bir sırt çantasıydı.genelde
kullandığı tipteydi,Renesmee’nin bile hiç zorlanmadan takabileceği kadar
küçük bir çantaydı.Bu çantaya ortalama bir Amerikan ailesinin iki yıl
kadar geçinebileceği miktarda parayı doldurdum.Yaptığım bu çanta
hırsızlığının bu odada en az seviyede fark edilebilir olduğunu
sanıyordum,onlar gittiğinden beri bu oda herkesi üzüyordu.Sahte pasaport
ve kimliklerin olduğu zarfı paraların üstüne doğru koydum.Sonra Alice
ve Jasper’ın yatağının ucuna oturdum ve bu küçük değersiz çantaya
kızımın ve en yakın arkadaşımın hayatını kurtarabilecek
nitelikte,verebileceğim tek şey olarak baktım.Yatak örtüsünün üzerine
doğru çöktüm,kendimi zavallı hissediyordum.

Ama başka ne yapabilirdim ki?

Aklıma daha iyi bir fikir kırıntısı gelene kadar başımı eğerek orada
oturdum.

Eğer...

Eğer Jacob ve Renesmee’nin kaçacağını varsayabiliyorsam,Demetri’nin
ölmesini de hesaba katmalıydım.Bu odada küçük bir nefes alıp,Alice ve
Jasper’ın kaçıp hayatta kalabildiklerini de düşündüm.

Alice ve Jasper neden Renesmee ve Jacob’a yardım edemesinler ki? Eğer
onlar tekrar bir araya gelebilirlerse,Renesmee olabilecek en iyi şekilde
korunurdu.Bunun olmaması için bir sebep yoktu,Renesmee’nin Jacob’la
beraberken Alice’in görü yeteneğinden uzak olması dışında.Alice onları
nasıl görecekti?

Bir an bunu danışmak için odayı terkettim,koridoru geçerek Carlisle ve
Esme’nin suitine geldim.Her zamanki gibi,Esme’nin masası planlar ve
detaylı projelerle kaplıydı,her şeyin açıkça gösterildiği bu uzun
belgeler boylu boyunca uzanıyorlardı.Masadaki çalışma kısmının üst alanı
tam bir çekmece yığınıydı,bu çekmecelerin birinde bir yazım gereçleri
kutusu vardı.Yığından temiz bir kalem ve kağıt aldım.

Tam beş dakika boş fildişi kağıda boş boş baktım,karar vermeye konsantre
olmuştum.Alice Jacob veya Renesmee’yi göremeyebilirdi,ama beni
görebilecekti.Onun bu anı gördüğünü varsaydım,umutsuzca onun buna dikkat
edemeyecek kadar meşgul olmamasını umdum.

Yavaşça,kasıtlı olarak,RIO DE JANEIRO kelimelerini büyük harflerle
sayfanın bir ucundan bir ucuna kadar yazdım.

Rio onları gönderebileceğim en iyi yer gibi görünüyordu;orası buradan
çok uzaktaydı,son bildiklerimize göre Alice ve Jasper Kuzey
Amerika’dalardı,ve bu bizim hallettiğimiz eski problemlerimiz gibi
değildi çünkü şimdi çok daha büyük problemlerimiz vardı.Renesmee’nin
geleceği hala gizemliydi,onun yarışırcasına büyümesinin.Biz her şekilde
kuzeyde olmalıydık.Şimdi Jacob’ın,ve umuyorum ki Alice’in,efsaneleri
aramayı bir iş haline getireceklerini biliyordum.

Ansızın gelen ağlama isteğime karşı gelebilmek için başımı
eğdim,dişlerimi birbirine kenetledim.Renesmee’nin bensiz devam etmesi
daha iyiydi.Ama onu şimdiden özlemiştim ve bununla zar zor mücadele
ediyordum.

Derin bir nefes aldım ve notu çantanın alt tarafına koydum. Jacob bunu
yakın zamanda bulacaktı.

Parmaklarımı sıktım -sevimsiz okulu ona Portekizce teklif ettiği zaman-
en azından Jacob lisede seçmeli olarak İspanyolca dersi almıştı.

Artık beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.

İki gün boyunca,Edward ve Carlisle Alice’in Volturi’nin geldiği yer
olarak gördüğü alanda kaldılar. Burası Victoria ve yenidoğanların geçen
yaz saldırdığı ölüm alanıydı. Bu Carlisle’a sürekli tekrarlanıyor gibi
hissettiyor muydu merak ettim,dejavu gibi.Benim için tamamen yeni
olacaktı.Edward ve ben bu kez bir aile olarak duracaktık.

Volturi’nin Edward veya Carlisle,ikisinden birini takip edeceğini
düşünüyorduk.Eğer bir sürpriz olursa,yemleri işe yaramazsa ne olur diye
merak ediyordum. Volturi buna dikkat ederler miydi?Volturi dikkat
ihtiyaç duyduğunu hiç hayal edemiyordum.

Demetri’ye,umuyorum ki,görünmez olmama rağmen,Edward’la
kaldım.Elbette.Birlikte geçirebileceğimiz sadece bir kaç saatimiz
kalmıştı.

Edward ve ben büyük bir vedalaşma sahnesi yaratmadık,ben de bunu
planlamadım.Bunun hakkında konuşmamız sonuna geldik demekti.Bu bir el
yazmasının son sayfasındaki gibi ‘’Ve Son’’ tipinde olabilirdi. Bu
yüzden asla elveda demedik,birbirimize olabilildiğince yakın kaldık,hep
dokunduk.Herhangi bir son geliyorsa,bu bizi ayıramayacaktı.

Renesmee için güvenli ormanın yakınındaki alana bir çadır kurduk,bir
dejavu daha, kendimizi yine soğukta Jacob’la kamp yaparken bulduk.Geçen
Haziran’dan beri ne kadar çok şeyin değiştiğine inanmak imkansızdı.Yedi
ay önceki, üç köşeli imkansız ilişkimiz,üç farklı türün önlenemez kalp
kırıklığı. Şimdiyse herşey mükemmel dengedeydi. Bu korkunç yapbozun
parçaları çok ironik bir şekilde,tam zamanında bir araya gelmiş gibi
görünüyordu.

Yeni yıldan önceki gece kar tekrar yağmaya başlamıştı.Bu kez küçük kar
taneleri taş zemine düşüp erimiyordu. Jacob ve Renesmee uyuyunca– Jacob o
kadar gürültülü horluyordu ki,Renesmee’nin nasıl hala uyanmadığını
merak ediyordum- kar toprağı örten ince bir buz tabakası haline
geldi,sonra daha da kalınlaştı.Güneş doğduğunda,Alice’in görüsündeki
sahne tamamlanmıştı.Edward ve ben bembeyaz alanı aşıp geçerken sıkıca
elele tutuştuk,ikimiz de konuşmadık.

Sabahın bu erken saatlerinde,diğerleri de toplandı,gözlerinin sessizliği
hazırlıklı geldiklerini açıkça gösteriyordu,bazısı parlak altın,bazısı
canlı kırmızı.Kısa bir süre ardından hepimiz bir aradaydık,kurtların
ağaçların arasındaki hareketlerini duyabiliyorduk.Jacob Renesmee hala
uyurken çadırdan çıkıp,onlara katılmak için ortaya çıkmıştı.

Edward ve Carlisle diğerlerini gevşek bir hatta
sıralıyorlardı,şahitlerimiz birer köprü
gibi yanımızda diziliyorlardı.


Uzaktan çadıra doğru bakarak Renesmee’nin uyanmasını
bekledim.Uyandığında ona iki gün önceden seçtiğim elbiseyi giymesi için
yardım ettim.Elbise süslü ve kadınsı görünüyordu ama aşınmayacak kadar
sağlamdı-bir kurt adamın omzunda taşınsa bile. Montunun üstüne içinde
belgeler,para,bilgi ve onunla Jacob,Charlie ve Renee için yazdığım ve
onları sevdiğimi anlatan notlar olan siyah deri çantayı taktım.Çantanın
ona ağırlık olmaması için yeterince güçlüydü.

Yüzümdeki acıyı görünce gözleri kocaman açıldı.Ama bana ne yaptığımı
sormayacak kadar düşünebiliyordu.

‘’Seni seviyorum’’ dedim ona, ‘’Her şeyden çok.’’

‘’Ben de seni seviyorum,anne’’ diye cevap verdi.Boynundaki madalyonun
içinde Edward,ben ve onun fotoğrafının olduğu kısma dokundu. ‘’Her zaman
birlikte olacağız.’’

‘’Kalplerimizde her zaman birlikte olacağız.’’ diye doğruladım onu nefes
alırmış gibi sessizce. ‘’Ama bugün zamanı gelince,beni bırakmak
zorundasın.’’

Gözleri genişledi ve eliyle yanağıma dokundu. Bu sessizlik eğer
bağırsaydı daha yüksek sesli olamazdı.

Parmaklarını yüzüme daha sıkı bastırdı. Neden?

‘’Sana söyleyemem.’’ diye fısıldadım. ‘’Ama yakında anlayacaksın.Söz
veriyorum.’’

Kafamda Jacob’ın yüzünü gördüm.

Kafamı sallayıp,parmaklarını yavaşça ittim. ‘’Bunu düşünme,’’ kulağına
doğru nefes aldım. ‘’Ben sana koşmanı söyleyene kadar Jacob’a bir şey
söyleme,tamam mı?’’

Anladı,o da kafa salladı.

Renesmee’nin eşyalarını toplarken,anlayamadığım parlak bir renk gözüme
çarptı.Bir umut zerresi güneş ışığıyla antika değerli takı kutusunun
köşesine çarptı. Bir an için bunu düşündüm ve omuz silktim. Alice’in
ipuçlarını aldıktan sonra, bu karşılaşmanın barışla sona erebileceğinden
hiç umut etmemiştim. Ama neden mümkün olduğunca arkadaşça başlamayı
denemiyordum? Kendime sordum. Ne zararı olabilirdi? Sanırım bunlardan
sonra biraz umut besleyebilirdim – kör,hissiz umut- ilerledim ve Aro’nun
bana düğün hediyesi olarak gönderdiği kutuya uzandım.

Altın zinciri hızlıca boynuma geçirdim ve kocaman elmasın boynumda
yarattığı ağırlığı hissettim.

‘’Pretty’’ diye fısıldadı Renesmee.Kollarını boynumda doladı.Baskısını
yanağımda hissettim.Kenetlenmiş şekilde,onu çadırın dışına taşıdım.

Edward ben yaklaştıkça gözlerini dikti,ama normalde benim veya
Renesmee’nin aksesuarlarını fark etmezdi.Kollarını bir an için
etrafımızda sıkıca sardı,ardından derin bir iç çekti ve bizi
bıraktı.Gözlerinde herhangi bir veda görmedim.Belki bundan sonraki hayat
için kendisine izin verdiğinden daha fazla umudu vardı.

Yerlerimizi aldık,Renesmee beceriklice sırtıma tırmandı ve ellerimi
serbest bıraktı. Carlisle,Edward,Emmett,Rosalie,Tanya,Kate ve Eleazar’ın
oluşturduğu hattın biraz gerisinde durdum.Benjamin ve Zafrina’ya daha
yakın durdum;görevim becerebildiğim kadar onları korumaktı. Onlar bizim
en iyi hücum silahlarımızdı. Eğer Volturi onları göremezse,bir süre için
bile olsa,bu herşeyi değiştirebilirdi.

Zafrina dimdik ve sert görünüyordu,Senna neredeyse onun aynadaki
görüntüsü gibi yanındaydı.Benjamin yere oturmuş,avuçlarıyla toprağı ezip
sessizce hatalı hatlar hakkında mırıldanıyordu.Geçen gece,doğal kaya
kümelerini dağıtmıştı,şimdi kar yığını tüm alanla beraber onları da
kaplamıştı. Onlar bir vampiri yaralamaya yetmezdi ama, belki akıllarını
karıştırmaya yeterdi.

Şahitler sağımızda ve solumuzda kümelenmişlerdi,bazıları daha
yakındı,kendilerini açıkça belli etmek isteyenler en yakındalardı.
Siobhan’ın şakaklarını ovduğunu farkettim,gözlerini konsantrasyonla
kapamıştı;Carlisle’ın dediğini mi yapmaya çalışıyordu?Diplomatik bir
çözümü mü hayal ediyordu?

Arkamızdaki ağaçların orada,görünmeyen kurtlar hala duruyorlardı ve
hazırlardı;onların solumalarını,kalp atışlarını duyuyorduk.

Bulutlar döndü,ışıkların yayılmasından sabah veya öğlen olduğu
anlaşılabilirdi.Edward’ın gözleri dikkatlice bakabilmek için
kısıldı,onun bu kati sahneyi ikinci kez gördüğüne tamamen emindim.İlki
Alice’in gördüğüydü.Volturi buraya geldiği an tamamen aynı
olacaktı.Şimdi sadece birkaç dakika veya saniyemiz kalmıştı.

Tüm ailemiz ve müttefiklerimiz kendilerini hazırladılar.

Büyük kızıl Alfa kurt ormandan koşup gelerek benim tarafımda,az ötemde
durdu; onun Renesmee bu kadar büyük bir tehlikedeyken uzakta durmasının
ne kadar zor olduğunu anlayabiliyordum.

Renesmee bükülmüş parmaklarını onun büyük omuzlarındaki kürküne uzatıp
dokundu ve vücudu biraz rahatladı.Jacob yakınındayken daha sakindi.Ben
de bir parça daha iyi hissettim.Jacob’la birlikte olduğu sürece,Renesmee
iyi olacaktı.

Edward arkasına tehlikesiz bir bakış atıp,bana uzandı.Elini sıkıca
tutabilmek için kolumu gererek ona uzattım.Parmaklarımı sıktı.

Bir dakika geçmişti ki,kendimi yaklaşanların sesini gergince duyarken
buldum.

O sırada Edward kaskatı kesildi ve kenetlediği dişlerinin arasından
tısladı.Gözleri bizim durduğumuz yerin kuzeyine odaklandı.

Onun baktığı yere baktık.Ve son saniyelerin geçmesini bekledik.



Alıntıdır !

_________________
Körkütük yaşar bazı insanlar aşkı,
Sen kör o kütük !...
avatar
Admin
Kontes
Kontes

Mesaj Sayısı : 157
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 11/07/10
Yaş : 22
Nerden : Yalova

http://twilightserisi-tr.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz