Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 37 (Gizli Planlar)

Aşağa gitmek

Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 37 (Gizli Planlar)

Mesaj tarafından Admin Bir Cuma Tem. 23, 2010 5:54 pm

37.Gizli Planlar
Aro onu kuzey tarafında bekleyen tedirgin korumalarının yanına gitmedi,
aksi yöne doğru haraket etti.
Edward da durumu onayladı, Emmet'in ve benim kollarımızı çekti. Ortaya
çıkan tehditten gözlerimizi ayırmadan aceleci bir şekilde geriye döndük,
Jacop daha yavaş geriye çekildi, omuzlarının arasında kocaman kürküyle
beraber uzun ve sivri dişlerini Aro'ya gösterdi. Renesme onun
kuyruğundan yakaladı, tasmasından tutuyormuş gibi onu kavradı, onu
bizimle beraber kalmaya zorladı. Aro siyah pelerinlilerin yanına
ulaştığında bizde ailemizin olduğu yere varmıştık.
Şimdi onların ve bizim aramızda sadece 55 metre vardı. Herhangi
birimizin bir saniye içerisinde sıçrayabileceği bir açı.
Caius ilk önce Aro ile tartışmaya başladı.
"Bu rezalte nasıl tahammül ediyorsun? Biz neden bu çirkin suç karşısında
bu kadar zayıfmışız gibi duruyoruz, gülünç hileleri yine ortaya
çıkmıştı?. Kollarını sertçe kendi rarafına doğru çekti, elleri pençe
şeklinde kıvırdı. Neden Aro ya dokunup onun fikirlerini paylaşmadığını
merak etmiştim. Rütbeler konusunda hayal mi kuruyorduk? Bu kadar şanslı
olmayabilirmiydik?
" Çünkü hepsi doğru" deid Aro" Bütün cümleleri ile. Baksana bu mucizevi
çocuğun bu çocuğu ne kadar kısa süredir tanımalarına rağmen büyüdüğünü
söyleyebilecek kaç tane şahit var burada. Damarlarındaki kanın
sıcaklığını onlar da hissedebiliyorlar. Aro nun paröağı ile Amun ve
diğer aileleri gösterdi.
Caius Aro'nun yatıştırıcı sözlerini şahitlerden hiç bir şekilde
bahsetmeden tuhaf bir şekilde tepki verdi, sinir bütün vicudunda
ilerliyordu, sinir sonunda soğuk bir hesaplama ile yer değiştirdi.
Volturi'nin kendi getirdiği şahitlerini şüpheli bir bakış attı...
Bende bu kızgın galabalığa göz attım, ve açıklamanın artık geçerli
olmadığını gördüm. Aksiyon çılgınlığı kafa karışıklığına dönmüştü.
Olaylar hakkında bir şeyler hissedebilmek için kendi aralarında
fısıltılara başlamışlardı. Ne olmuştu.
Caius kaşlarını çatmış, drin düşüncelerdeydi. Kuramsal görünümü birden
kızgın bir ateş halini almıştı, aynı benimde hissettiğim gibiydi. Ya
aynı görünmeyen savaş sinyalini koruyucularda almışlardıysa?
Endişeyle kalkanımı izledim, daha öncesinde olduğu gibi aşılamaz
hissediyordum. bütün bizim yanımızda olan insanları koruyabilmek için
kalkanımı yönlendiriyordum.
Ailem ve arkadaşlarım ayakta dururken, keskin ama kuş tüyü gibi bir şey
hissettim. kalkanın içerisindeki her bireyin tadını ve kokusunu biraz
daha pratik ile hatırlayabilirdim. Edward inkini zaten biliyordum.
İçlerinde en parlak olanı oydu. Ektra boş alanlar beni rahatsız etmeye
başlamıştı,bu fiziksel bir bariyer değildi, herhangi yetenekli bir volturinin bu
kalkanın altında olmaması gerekiyordu, bu kimseyi korumazdı. Alnımı
kırıştırarak bu elastiki bariyeri çok yakında ama onlara ulaşmadan
tutmaya çalıştım. Carlisle en uzakta o duruyordu, onun bütün bedenini
kaplayacak şekilde kalkanı metre metre geriye aldım.


Kalkanım da benimle işbirliği yapıyordu. Artık şeklini almıştı. Carlisle
Tanya'ya daha yakına geldiğinde, elatik streç de onunla beraber haraket
ediyordu.
Büyüleyici, kumaşına artık biraz daha istediğimi ekleyebiliyordum, bütün
ailemi ve arakadaşlarımı artık kaplamış ve onlar haraket ettikçe de
onlarla birlikte haraket eder hale gelmişti.
Sadece bir dakika geçmişti; Caius hala kafa yoruyordu.
Sonunda "kuradamlar" diye mırıldandı ani bir panikle. Bende
kurtadamların bir çocuğunun korumasız olduğunu fark ettim, ben onlara
ulaşamayacağımı fark ettim, çünkü onların bir kaçının ışıklarının
varlıklarını bile hissedemiyordum ki. Kalkanı bizim en kenarımızda duran
Amun ve Kemi ye doğru çektim.
Bu bizim grubun sonuydu ve hala da kurtlar dışarıdaydılar. Onlın
kurtlara daha yakın durmalarını sağladım sonra kurtadamların kalkanın
içerisinde olup olmadıklarını kontrol ettim, Sam in kalkanın içerisinde
olduğunu hissedebiliyordum sonunda bütün kurtadamlar artık kalkanın
içindeydiler.
Onların zihinleri bneim tahmin edemeyeeğimden çok birbirlerine bağlıydı.
Eğer Alpha kalkanın içerisinde ise, diğerlerinin de zihinleri böylece
saldırya karşı korunmuş olacaktı.
" Ah, kardeşim" Aro kardeşini karamsar bir bakışla cevapladı
"Bu anlaşmaya sadık kalacaksın değilmi Aro" dedi Caius. "Ayın çocukları
bizim her zaman en büyük düşmanımız olmuşlardı. Biz Avrupa da ve Asya da
onları avlamamışmıydık. Carlisle bu tehlikeli türle aile bağları
kurmaya nasıl cesaret eder? Bize doğru bakarken içerisinde hiç şüphe
yokru. " Bu çarpık aile yaşantısını korumak için mi"
Edward boğazını gürültüyle temizledi ve Caius da ona kızgın bir bakış
attı. Aro nazik elini yüzüne götürdü, olacak herhangi bir olaydan
duyacağı sıkıntıyı dile getirdi.
"Caius gün ortasındayız" Edward özellikle vurguladı. Jacop u işaret
etti. " Bunlar Ayın çocukları değiller, ki bu çok rahat anlaşılabiliyor.
Onların sizin dünyanın öbür tarafında olan düşmanlarınla herhangi bir
bağları da yok"
"Burda mutant doğuruyorsunuz" diye tükürür bir şekilde Caius karşılık
verdi.
Edward ın çenesi kasıldı ve tekrar kasılmayı durdurarak, tarafsızca
cevap vedi " Onlar her zaman kurtadam değillerdi. Aro sana bana
inanmıyorsun hepsini anlatabilir"
Kurtadam değilmi? Jacop a şaşırmış bir ifade ile baktım. Kocaman
omuzları vardı onların yere değmesine izin veriyordu. Edward ın ne
hakkında konuştuğunu da bildiğini sanmıyordum.
" Sevgili Caius, bana bu konudaki fikrini daha önce söyleseydin bende
seni uyarmış oldurdum" diye mırıldandı Aro. " Onların şu anda
kurtadamlar olduğunu düşünüyorsun, ama aslında değiller. Onlara şekil
değiştirenler ismini vermek daha doğru olur. Kurt formuna dönüşmek de
tamamen bir şans olayı, bu şekillerinin tamamını babarından genetik
miras olarak alıyorlar. İlk dönüşüm olduğunda ayı, kartal yada panter
olmuyorlar. Bu yaratılış gerçekten Ayın çocukları ile ilgili değil.
Türlerinin devamını da başkalarını dönüştürerek sağlamıyorlar, gerçek
kurtadamların yaptığı gibi.
Caius Aro ya öfke ile baktı ve herhangi başka bir şey varmı? ihanletle
suçlayabileceğim?
" Onlar bizim sırrımızı biliyorlar" dedi
Edward bu suçlamasını cevaplamak içi ona doğru baktı, ama Aro daha hızlı
cevap verdi. " onlar bizim doğaüstü dünyamızın yarattığı varlıklar,
kardeşim. Aslında biraz da bizim sırrımıza bağlı olarak yaratılıyorlar;
bizi biraz zor ortaya çıkarırlar. Dikkatli ol Caius. Yanıltıcı
suçlamalar bizi hiçbir yere götürmez.
Caius derin bir nefes aldı ve onayladı. Manidar bir bakışla baktı.
Aro nun dikkatli cümlelerinde bir bilgi verme olduğunu düşünmüştüm.
Diğer tarafda seyreden şahitler
için yalnış doldurma yardımcı olmayacaktı.Aro artık Caius yeni bir
stratejiden devam etmesini tembihliyordu.
İki olay arasındaki kolay anlaşılır gerginliğin sebebini merak etmiştim.
Caius'un Aro ya dokunarak
olayları öğrenmemekte ısrarı, Aro nun neler bildiği ile artık Caius
ilgilenmiyormuydu. Eğer bu gelen kavga isteği
lekelenmemiş itibari zedelemekten bile daha zaruri ise.
"Muhbir ile konuşmak istiyorum" diye ani bir çıkış yaptı Caius, ve
yüzünü Irina'ya doğru döndü.
Irına Caius ve Aro nun arasındaki konuşmaya dikkat etmiyordu, yüzü can
çekişir bir hal aldı, gözleri
kız kardeşlerine kilitlendi, ölmek için bekliyordu. Şu anda yaptığının
tamamen yanlış olduğunu bildiği
artık yüzünden anlaşılıyordu.
"Irına" diye bağırdı Caius,
O baktı, irkildi ve aniden korktu.
Caius parmaklarını şıngırdattı.
Caius un önüne doğru gelebilmek için Volturi formasyonunun önünden
çekingen bir şekilde yürüdü.
" Görünen o ki iddaalarında bir hata yapmışsın" diye başladı Caius.
Tanya ve Kate endişeli bir biçimde dayanmaya çalıştılar.
"Üzgünüm" dedi Irina. " Ne gördüğümden emin olmam gerekiyordu. Ama
hiçbir fikrim yoktu.." diyerek elleriyle bizim tarafımızı gösterdi.
" Sevgili Caius, bu olması imkansız tuhaf olay karşısında tahmin de
bulunabileceğini mi sandın" dedi Aro
" Herhangi birimiz de aynı tepkileri verebilirdik"
Caius Aro'nun sessiz kalması için parmağını şıklattı.
" Biz hepimiz senin hata yaptığını biliyoruz" kaba bir şekilde söyledi.
" Güdülerin hakkında konuşucağımızdan bahsediyorum"
Irina sinirli bir şekilde bitirmesini bekledi. " Benim güdülerim"
" Evet, Onları ilk yördüğün yerde ispiyonlamakla ilgili olan"
Irina casusluk kelimesinden ürktü.
" Cullen larla mutlu değilsi, değil mi?"
Istıraplı yüzüyle Carlisle in yüzüne baktı. " Evet" onayladı.
" Çünkü..?" devam etmesini istedi
" Kurtadamlar arkadaşımı öldürdüler" diye fısıldadı. "Ve Cullen larda
benim ondan intilam almama izin vermediler"
"Şekil değiştirenler" Aro sessizce düzeltti.
" Yani Cullen lar bizim türümüzden birinin yerine şekil değiştirenlerin
yanında yer aldı, Arkadaşa karşı arkadaş alma kuralını uygulamadı" Caius
özetledi.
Edwad ın nefesinden artık onunda bezdiğini anladım, Caius suçlamalarını
ilmik ilmik örüyordu, iddaalarını birbirine bağlıyordu.
Irina nn omuzları düştü. "Bunu nasıl görebilirdim ki"
Caius tekrar bekledi ve sonra bağırdı " Eğer bu şekil değiştirenlerden
veya Cullen ailesininde onlarınbu davranışlarını desteklemeleri ile
ilgili resmi bir şikayetin varsa şimdi söyleme zamanın" zafer kazanmış
gibi gülümsedi ve Irına nın ona istediği sebebi vermesini bekledi.
Belki Caius gerçek aileleri anlayamıyordu. Sevgiye bağlı olan, gücünü
sevgiden alan.
Belki de bu intikamın potansiyeline fazlaca güvenmişti
Irina'nın çenesi titredi, omuzları doğruldu.
" Hayır, kuradamlardan yada Cullen ailesinden şikayetçi değilim. Siz bu
gün buraya ölümsüz çocuk u yok etmek için geldiniz. Burada ölümsüz çocuk
yok. Bu benim hatamdı, bende bunun tüm sorumluluğunu alıyorum. Ama
Cullen lar masum, burda olmanız için herhangi bir sebep artık kalmadı.
Tekrar üzgünüm" Bize bakarak söylemişti, yüzünü Volturi şahitlerine
doğru çevirdi " Ortada herhangi bir suç yok. Burada kalmanızı
gerektirecek bir sebep de kalmadı"
Caius o konuşurken elini kaldırı, elinde değişik bir metal nesne vardı,
gösterişli ve keskin.
Bu bir sinyaldi. Sonuç çok çabuk gerçekleşmişti, hepimiz bunun olduğuna
inanamaz gözlerle bakıyorduk.
Tepki vermeye bile zaman kalmadan olmuştu.
3 Volturi askeri öne doğru fırladı, Irina bu gri cübbeliler tarafından
tamamen gizlenmişti, aynı anda korkunç bir metal kesme sesi yankılandı.
Caius gri cübbelilerin arasından geçti ve alev alev yanan şok olmuş
bağıran bir ses patladı,
gardiyanlar hemen düzgünce yerlerini aldılar.
Caius hala Irina nın yanan bedenin orada ve yalnızdı, elinde metal obje
Irinanın yandığı küllerin ortasında flama gibi duruyordu
Küçük bir şakırdı sesi ile ateş Caius un ellerinde yok oldu. Volturi'nin
arkasında şahitlerin yavaş yavaş dağıldıklarını göründü.
Hepimiz herhangi bir ses çıkarabilmek için bile fazlaca şaşkındık.
Bilmem gereken tek bir şeyi düşünüyodum.Ölümün şiddetli bir şekilde
geldiğini; şimdi seyretmemiz gereken başka bir olay vardı.
Caius soğuk bir şekilde gülümsedi. " Şimdi yaptığının bütün
sorumluluğunu tam olarak almış oldu"
Gözleri bizim ön tarafımızda duran Tanya ve Kate e doğru kaydı, onların
donmuş bir şekilde bakan gözlerine bakıyordu.
O anda Caius un gerçek ailenin anlamını bilmediğine dair yanıldığımı
anladım. Bu sadece bir hileydi. Irina nın şikayet etmesini istemiyordu.
Irina nın karşı koymasını istiyordu. Onu yok edebilmek için nedeni bu
olacaktı.
Bu birilerini kışkırabilmesi için eline geçen fırsattı, havada
başlayacak fırtınanın sessizliği vardı sanki.
Artık birilerinin savaşmak için nedeni vardı.
Bu fazla çaba gösterilerek oluşturulmaya çalışılan barış şu anda ipte
yürüyen bir filin düşüp düşmemesine bağlıydı. Savaş bir kere
başladığında, onu durdurmanın herhangi bir yolu olmayacaktı. Sadece bir
taraf tamamen tükendiğinde bitecekti. Bizim tarafımızın. Caius bunu
biliyordu.
" Durdur onları" Edward bağırdı, Caius un pis sırıtışının tamamen
delirttiği Tanya nın kollarının önüne doğru atıldı. Carlisle onu
belinden yakalamadan önce Edward'ı elektriği ile çarpmayı bırakmamıştı.
" Herşey için çok geç" " ona istediğini verme"
Kate i kontrol altına almak daha da zordu, Tanya gibi delicesine
titriyordu, herkesin ölümüne neden olacak ilk atağı yapmak için yerinde
duramıyordu. Rosaile ona çok yakındı, ama Rosalie onu kucaklamadan önce
Kate onu şoka sokmuş ve yerde kıvranmasına neden olmuştu. Emmet Kate in
kollarından yakaladı ve onu yere düşürdü, Emmett bile onu tekrar tekrar
denemesine rağmen durduramıyordu. Kate öyle bir bakmıştı ki sanki artık
onu kimse durduramazdı.
Garrett kendini ona doğru savurdu, bu onun yerde kalmasını sağlamştı.
Kollarını onun kollarına sarmıştı. Vucudunun spazm geçiyor gibi şok
dalgası içerisinde sallandığını görebiliyordum. Gözleri artık iyice
siyahlaşmaya başlamıştı ama onu bırakmadı.
Edward " Zafrina" diye bağırdı
Kate in gözleri daha da karardı ve sesi inliyormuş gibi çıkmaya başaldı.
Tanya çabalamayı bıraktı.
"Yerimi geri verin" diye mırıldandı
Yapabileceğim en iyisini yapmayı ölesiye istiyordum, kalkanımı takrar
arkadaşlarımı korumak için aktif hale getirdim Kate ve onu delicesine
korumak isteyen Garrett in arasına ince bir deri şeklinde yerleştirdim.
Ve Garrett kendi kendini yönetmeye başladı, Kate i hala karların
üzerinde tutuyordu.
" Eğer seni bırakırsam, beni tekrar aşağıda kilitleyecekmisin, Katie"
diye fısıldadı.
Cevap olarak hırladı, hala gözü kapalı titriyordu.
"Beni dinleyin Tanya, Kate" Carlisle sessiz ama kuvvetli bir biçimde
fısıldadı
"İntikam şu anda ona yardım edemez. Irina hayatlarınızı bu şekilde
harcamanızı asla
istemezdi. Ne yaptığınızı düşünün. Eğer onlara şimdi saldırırsanız
hepimiz ölücez."
Tanya nın omuzları kederle kamburlaştı, Carlisle in destek olmak için
söylediği sözlerine
güvenmişti. Kate sonunda durmuştu. Carlisle ve Garret kızkardeşleri
rahatlacı sözlerle teskin
etmeye çalışıyorlardı.
Benim dikkatimde bizim bu bir dakikalık kaosumuza gözünü dikmiş
bakanlara geri dönmüştü.
Gözlerimin köşeşiyle baktığımda, herkes Edward ve Carlisle de dahil
savunma yerlerini almışlardı.
En ters bakış Caius dan gelmişti, karın üstünde duran Garrett ve Kate i
inanamayan gözlerle dik dik
bakıyordu. Edward ın anılarından onun potansiyelini biliyordu.
Şu anda neler olduğunu anlamışmıdır, acaba benim kalkanımın bu kadar
uzak mesefeye gidebileceği
bilebilirmiydi, Edward ın hatıralarından benim neler yapabileceğimi
öğrenmişmiydi yada Garrett in
kendine has bir dokunulmazlığı olduğunu mu düşünmüştü?
Volturi safları da artık ileriye atılmaya hazır bir şekilde
bekliyorlardı, bizim onlara saldırdığımız anda
bizi yok etmeyi planlamışlardı.
Tam arkalarında 43 şahit çok farklı ifadelerle olanları izliyorlardı.
Kafa karışıklığı yerini şüpheye bırakmıştı. Irinan ın hepsini sallayan
son sözlerinden sonra. Onun suçu neydi?
Caius dan gelen bu ani atak karşısında volturi nin şahitlerinin de
akıllarında bir sürü soru işareti oluşmuştu burada neler oluyordu. Aro
ben bu durumu seyrederken hızla etrafı gözden geçirdi, sinirden parlayan
yüzü bu ifadesini herkesin görmesini sağlayarak ona ihanet ediyordu.
Seyircilerine ihtiyacı vardı.
Stefan ve Vladimir in Aro nun bu rahatsız durumu hakkında
fısıldadıklarını duydum.
Aro da beyaz kafasını Romanyalarında tuttuğu gibi tutmaya devam
ediyordu. Ama artık ben Volturilerin sadece itibarlı için bizi barış
içerisinde bırakıp gideklerine inanmıyordum.
Bizimle işleri bittiğinde, eminimki kendi şahitlerini de bu olayın
yayılmaması için öldüreceklerdi. Aralarından herhangi biri kaçsa bile
Demetri nin onu öldürene kadar avlayacağına emindim.
Jacop, Renesme, Alice, Jasper, Alistait ve yabancılar, bunun onların
hayatlarına mal olacağını nereden bilebilirdi. Demetri ölmeliydi.
Aro Caius un omzuna hafifce dokundu. " Irina hata yaptığından ötürü bu
çocuğun ne olduğunu bilen şahitlere rağmen cezalandırıldı" Bu onların
sebebi olmalıydı. Geri gitti. " Aslında artık geri dönmemiz gerektiğini
düşünüyorum"
Caius doğruldu ve görüntüsü hazır olmadığını gösterdi. Etrafa göz attı
hiçbir şey göremedi. Gözleri benim gözlerimle buluştu, görevden alınmış
bir adam gibi üzgünce.
Aro kımıldadığında, Renata, Felix ve ve Demetri de otomatik olarak
onunla beraber haraket ettiler. " Sadece tam hakikat için" dedi " Sizin
şahitlerinizle de konuşmak isterim. Prosedürler, bilirsiniz." ellerini
hafifçe kaldırdı.
O anda iki şey oldu. Caius un gözleri Aro ya fokuslandı, ve zayıf bir
gülümseme yüzüne yerleşti. Ve Edward'ın elleri gergin bir şekilde
yanıyormuş gibi kasıldı ve sanki kemikleri altın kadar güçlü derisini
parçalayacakmış gibi göründü. Ona neler olduğunu sormaya korkmuştum,
fakat Aro en sessiz nefesi bile duyabilecek kadar yakındaydı.
Carlisle nin Edward'ın yüzüne baktığını gördü, sonra kendi yüzü
sertleşti.
Aro bu sefer daha etkili stratejilerle gelmeliydi.Karların üzerinden bir
hayalet gibi geçerek Uzak batı tafamıza doğru Amun ve Kebinin 10 metre
ilerisine kadar ilerledi. Yakında olan kurtlar öfkelenmişlerdi ama
pozisyonlarını korudular.
"Oo, Amun benim güneyli komşum" " Senin beni en son ziyaterinden beri
çok zaman geçmiş olmalı" diye kızgınlıkla dedi. Amun endişe içinde
kımıldandı, Kebi yerini korudu. " Bizim için zamanın anlamı hep kısa
olmuştur"
"Asla zamanın geçtiğini fark edemedim" Amun kımıldamayan dudaklarla
doğrudan söylemişti.
"Tabiki doğru" Aro da ona katıldı. " Ama uzak kalmak için belki de başka
bir sebebin vardı" dedi
Amun cevap bile vermedi.
Yeni gelenlerin ailenin içerisinde uyum sağlamasını ve aileyle beraber
organize bir biçimde haraket etmesini sağlamak korkunç birşey. Bunu ben
çok iyi bilirim. Yeni üyelerinizin ailenize tam uyum içersinde olduğunu
görmekten memnun oldum. Onlarla beni tanıştırırsan çok memnun olurum.
Eminim ki çok kısa bir süre içerisinde siz zaten beni görmeye
gelecektiniz de.
"Yani tamam, artık biz hep beraberiz, değilmi canım?
Amun onayladı, ifadesi bomboştu.
"Ama burada olma sebebiniz tabiki bu değil, malesef ki. Carlisle sizi
şahitlik yapmanız için aradı"
"Evet"
"Ve onun için şahitlik yapıyormusunuz?"
Amun aynı soğuk ifade ile konuştu "Ben çocuğu gözlemledim. "Açık bir
şekilde belli ki bu çocuk ölümsüz çocuklardan değil."
"Aslında bu tespitlerini bize de anlatmalısın" Aro sözünü kesti " Yeni
bir oluşumun şu anda var olduğu açıkça görülebiliyor.
Ölümsüz çocuktan kastın, insan çocuğun ısırılması ve vampire dönüşmesi."
değilmi.
"Evet, ölümsüz çocuk derken bende bunu kast etmiştim" dedi.
"Çocukla ilgili başka neler gözlemledin?" Aro sordu
"Sizin Edward'ın aklında gördüklerinizden fazlasını değil. Çocuk
biyolojik onların çocuğu.
Büyüyor ve öğrenebiliyor."
"Evet, evet" " Ama özellikle burada bulunduğun bir kaç hafta içerisinde
ne gördün" diye sevimli bir ses tonuyla sordu.
Amun kaşlarını kaldırdı" Ve çok çabuk bir biçimde büyüyor"
Aro güldü. "Ve sende onun yaşaması gerektiğine inandın"
Dudaklarımdan bu saçma sapan sözler karşsında birkaç hırıltı çıktı ve
hırıltı çıkaran yalnız ben değildim. Bizim tarafımızdaki vampirlerin
yarısı da aynı şekilde hırladı. Karşımızda duran Volturi şahitleri de
aynı sesi çıkarmıştı. Edward geri geri yürüdü ve ellerini beni
rahatlatmak için göğsüme koydu.
Aro hırıltıların çıkardığı sese yüzünü dönmedi, ama Amun etrafı hiçde
kolay olmayan bir şekilde kolaçan etti.
"Herhangi bir hüküm vermek için gelmedim" diye şiddetli bir biçimde
söyledi.
Aro pis pis sırıttı. "Sadece fikrini sordum" dedi.
Amun'un çenesi titriyordu. " Çocukta herhangi bir tehlike görmüyorum.
Çok çabuk öğreniyor ve büyüyor"
Aro onayladı. Bir saniye sonra, geri döndü.
"Aro" dedi Amun
"Ben burda şahitliğimi yaptım. Burada yapacak başka bir işim kalmadı.
Eşim ve ben artık gitmek istiyoruz.
Aro şiddetlice güldü. " Tabiki. Bir kaç dakika bile olsa seninle
konuşmaktan memnun oldum. Ve beni çok yakın bir zamanda ziyarete
geleceğinden de eminim.
Amun'un dudakları titredi ve başını onaylarcasına salladı. Eşi Kebi'nin
koluna dokundu ve bu iki vampir ormanın içlerinden güney tarafına doğru
hızlıca koşmaya başladılar. Onların uzun bir süre daha durmadan koşmaya
devam edeceklerini biliyordum.
"Merhaba, sevgili Siobhan. Her zamanki gibi çok güzel görünüyorsun."
Siobhan başını kaldırdı, bekliyordu.
"Ve sen" "Sende Amun gibi sorularıma cevap verecekmisin? diye sordu Aro.
" Evet" dedi Siobhan "Ama ben bazı şeyler eklemek de istiyorum. Renesmee
sınırlarını çok iyi biliyor. İnsanlar için tehlikeli değil. Bize de
daha iyi uyum sağlayacaktır. Sırrın açığa çıkması için bence o bir
tehdit değil"
"Aslında sence diye birşey yok değilmi" Aro tehditkar bir biçimde sordu
Edward homurdandı, boğazından sessiz bir hırıltı çıktı.
Caius un kırmızılaşmış gözleri parladı.
Renata efendisini korumak için hızla yanına doğru geldi.



Alıntıdır !

_________________
Körkütük yaşar bazı insanlar aşkı,
Sen kör o kütük !...
avatar
Admin
Kontes
Kontes

Mesaj Sayısı : 157
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 11/07/10
Yaş : 22
Nerden : Yalova

http://twilightserisi-tr.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz